Gelir – Harcama Zinciri Koparsa

Ekonomik Daralmayı Minimum Düzeyde Tutabilmek İçin Öneri

Covid – 19 virüsünün küresel sistemin tamamında yarattığı olumsuz ekonomik koşullar ne yazık ki geçici olgular değil. Bu olumsuz durumun ekonomiler üzerinde ortaya çıkardığı etki yıllarca sürecek. Nedenlerini daha önceki yazılarımda ortaya koymaya çalıştım. Ekonomik sistemin çarklarından birisini çekip çıkardığınızda sistem aksar ama sistemin gelir veya tüketim parçalarından birisini çekip çıkardığınızda sistem dağılır.

Aşağıda sistemin en önemli parçalarını gösteriyoruz: Gelir, tüketim, tasarruf, yatırım ve üretim.

Yukarıdaki şema büyüyen bir ekonomide gelir artışı, tüketim ve tasarruf artışı, yatırım artışı, üretim artışı ve tekrar gelir artışı biçiminde çalışır. Sonuçta GSYH büyür, kişi başına gelir artar ve ekonomik refah yükselir.

Covid – 19 virüsünün yarattığı salgın nedeniyle kimi ülkeler kısmi, kimi ülkeler tam sokağa çıkma yasağı uyguluyor. Bu uygulama, işyerlerinin ya tümüyle kapanması ya da belirli saatlerde açık olmasına yol açıyor. Dolayısıyla işyerleri iş yapamadığı için para kazanamıyor ve zorunlu olarak çalışanlarını ücretsiz izne çıkarıyorlar. Olay devam ederse tamamen işten çıkarmaya gidecekler. İşyerlerinin iş yapamaması ve çalışanların işten çıkması yukarıdaki şemada gelirin düşmesi demek. Gelirin düşmesi hemen sonraki iki faaliyet olan tüketimin ve tasarrufun düşmesine, tasarrufun düşmesi yatırımın düşmesine o da üretimin düşmesine yol açacak. Bütün bunların düşmesi gelirin tekrar düşmesine ve bu olayın giderek bozulan bir döngüye dönüşerek ekonomide küçülmeye dolayısıyla refah düşüşüne yol açacak.

Bu bozulan çarkı onarmak aradaki parçalara müdahale ederek olmaz. Örneğin tüketim malları üzerindeki vergileri düşürerek veya yatırımı özendirmek için faizi indirerek ya da üretimi arttırmak için üreticinin vergisini ödeyerek sistemi onaramayız. Mal satan işyerleri kapalı ve bu işyerleri o malları alacak olan insanların bir bölümünü ya ücretsiz izne çıkarıyor veya tümüyle işten çıkarıyor. Çünkü o işyerleri üretim yapamıyor. Evden çalışmaya geçerek bazı hizmetlerin üretimine ve satışına devam etmek mümkün ama sebze ve meyveyi, otomobili ya da takım elbiseyi evden üretip satmak mümkün değil. Kiraları, elektrik, doğalgaz, su faturası ödemelerini bir süreliğine ertelemek sorunu bir yerden alıp bir başka yere taşımaktan başka sonuç vermeyecek. Kira ödemesi ertelenen bir süreliğine rahatlasa da kira geliri olan o kadarlık harcamayı kısacak. Elektrik, doğalgaz, su faturalarını bir süreliğine tahsil etmeyen kuruluşlar bu kez gelir elde edemeyeceği için çalışanlarını işten çıkaracaklar. Bu da ekonomide talep düşüşüne ve sonuçta refah kaybına yol açacak.

Bütün bunları göz önüne aldığımızda geriye kalan en doğru çözüm para basmak ve gelir kaybını önleyecek biçimde bu parayı kullanmaktan geçiyor. Hazine, merkez bankasından borç olarak ve faizini ödeyecek biçimde alacağı parayı kira, elektrik, doğalgaz, su vb ödemelerin borçluları adına alacaklı kişi ve kurumlara ödenmesinde kullanmalı. Adlarına ödeme yaptığı kişileri uzun vadede geri almak üzere faizsiz olarak borçlandırmalı. İşsizlik fonunda bulunan parayla işyerini kapalı tutmak zorunda kaldığı için çalışanlarını işten çıkarmayı planlayanların bu eylemden vazgeçmesi karşılığında çalışanlarının maaşlarını ödemek için harcamalı. Yani işsizlik fonunu bir anlamda işte kalma fonu olarak da kullanmaya başlamalı. Bu fondaki para bu iş için yeterli olmazsa o zaman merkez bankasından ödünç alınan para burada kullanılabilir. Bunlara ek olarak işyerlerini kapalı tutmak zorunda kalanlara da bir önceki yılda beyan ettiği geliriyle bağlantılı olarak belirli tutarlarda uzun vadeli borç vermeli.

Para basarak finansman sağlama konusunda öneride bulunacağımı rüyamda görsem inanmazdım. Ne var ki ‘zor oyunu bozar’ diye bir söz vardır ve bugünkü koşulları bundan daha iyi tanımlamak mümkün değil. Covid – 19 virüsünün yarattığı ve yaratacağı sorunlar bizi öyle bir noktaya getirdi ki bu aşamada enflasyonun yükselmesi gibi meseleler ikinci plana düşmüş bulunuyor.

Özetle söylemek gerekirse devlet, bu çarkın gelir parçasını çözecek biçimde işe girmelidir. Hazinenin merkez bankasından kullanacağı para için yasal düzenleme yapılmalıdır. Onu da önereyim:

Hazinenin Merkez Bankasından Geçici Olarak Kısa Vadeli Avans Kullanması Hakkında Yasa Tasarısı Önerim
Madde 1.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Covid – 19 virüsünün neden olduğu ekonomik daralmayı önlemek amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan bu yasanın yayımı tarihinden başlayarak üç ay süreyle kısa vadeli avans kullanabilir.
Madde 2.
Birinci maddede konu edilen avansın sınırı 100 milyar Türk Lirasıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı bu avans kullanımı nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na Devlet Tahvilleri için belirlenen yıllık faizi öder.
Madde 3.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan kullandığı avansın her bir kullanım dilimini, kullanım tarihinden itibaren bir yıl sonunda 2. Maddede konu edilen faiziyle birlikte Banka’ya geri öder.
Madde 4.
Bu yasa, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın son geri ödemeyi tamamladığı gün başkaca bir işleme gerek kalmadan yürürlükten kalkar.
Madde 5.
Yürürlük ve yürütme.

Orjinal yazı Mahfi Eğilmez

Gelir,üretim,tüketim,tasarruf,yatırım zinciri

2 thoughts on “Gelir – Harcama Zinciri Koparsa

  • 4 Nisan 2020 tarihinde, saat 13:48
    Permalink

    mahfi eğilmez yazısının devamı

    Gelir – Harcama Zinciri Koparsa
    Covid-19 virüsünün ekonomik yaşamda yarattığı en ciddi tehdidin gelir – harcama zincirinin kopması ve bunun sonucunda üretimin durması olduğunu görüyoruz. Bu zincirin kopmasının ne demek olduğunu bir örnekle anlatmaya çalışayım: Geceleri 300 kişi ağırlayan ve 50 kişi çalıştıran bir restoran düşünün. Bu restoran Covid-19 nedeniyle kapandığında neler olur? İlk ay büyük olasılıkla çalışanlarını işten çıkarmaz, ücretlerini verir, kirayı da öder. Ama kapalı olduğu için mal alımını durdurur. Bu restorana et, balık, sebze, salata malzemesi, meyve, ekmek, yağ, peynir, içki, alkolsüz içecek, su, çay, kahve, tatlı malzemesi, temizlik malzemesi satanlar satamaz olurlar. Restoranın elektrik, doğalgaz gibi tüketimi düşer. İkinci ay da kapalı kalırsa büyük olasılıkla çalışanlarının yarısını işten çıkarır. İşsiz kalan 25 kişinin harcamaları düşer. Talep o kadar azalır. Onun dışında ilk ay olanlar aynen tekrarlanır, kira ödenemeyebilir. Restoran üçüncü ay da kapalı kalırsa kalan 25 çalışanı da işten çıkarır. Talepte 25 kişinin daha az harcamasının yarattığı düşüş olur. Onun dışındakilerde ikinci ay olanlar aynen tekrarlanır. Bu kez restoran sahibi de birikimlerinin sonuna yaklaşınca onun da harcaması düşer. Bu süre uzarsa büyük olasılıkla restoranın geri dönüşü, yeniden açılması imkânı da kaybolur. Sonuçta bu işletme ekonomiden çekilmiş olur. Çekilen sadece o olmaz. Eğer yerine aynı çapta bir başkası açılmazsa bu restoranın yarattığı yukarıda değinilen ekonomi de yok olur. Çünkü ekonomide birinin harcaması bir başkasının geliri, onun harcaması da bir başkasının geliridir.

    Buraya basitleştirmek amacıyla bir restoranı ele alarak açıkladığım örnek olayı ülke çapında binlerce restoran, kafe, mağaza, dükkân, AVM için düşünün. Bütün o iş yerlerine mal satanların mallarını satamadığını, satışlar düştüğü için onların da önce çalışanlarını işten çıkarmaya başladığını sonra da işlerini tasfiyeye girdiğini düşünün. İşte gelir – harcama zincirinin kopması böyle bir şeydir. Bu sorun bir ayda çözülürse söz konusu iş yerleri arasında az sayıda batış olur. Sorunun çözülmesi iki aya yayılırsa batan sayısı artar. Süre daha da uzarsa iş yerlerinin önemli bir bölümünü kaybederiz.

    Bu aşamada olayın çözümü için devletin gelirini kaybedenlere vergi gelirlerini ve diğer gelirlerini kullanarak gelir enjeksiyonu yapması gerekir. Eğer bütçe açık veriyorsa o zaman borçlanmaya gidilir. Eğer borçlanma imkânı yoksa o zaman merkez bankasının yedek akçesi kullanılır. Eğer o da kullanılmışsa o zaman para basılır. Bir yandan da döviz ihtiyacını karşılamak için bu dönemde dış borçlanma zor olacağına göre IMF’den hızlı kredi desteği istenir. Bu destekler sağlanarak kapalı kaldığı için çalışanlarını çıkarmak aşamasına gelen iş yerlerinde bu çalışanların ücretleri devletçe ödenmek suretiyle işten çıkarılmaları önlenebilir. Söz konusu iş yerlerinin doğal gaz, su, elektrik, kira, emlak vergisi, sigorta gibi sabit giderleri devletçe ödenerek bu iş yerlerinin kapanmaları önlenebilir. Tarım kesiminde çiftçilerin bütün kredi borçlarından bu döneme isabet edenler devletçe üstlenilir ve çiftçiye üretime devam etmesi için ek maddi destek verilir. Bunlar yapılmazsa üretim elden gider, devlet de vergi toplayamaz duruma düşer. Bazıları bu tür desteklere değinirken yalnızca çalışanlardan söz ediyor ve iş verene değinmiyor. Oysa yukarıdaki restoran örneğinde olduğu gibi o iş yerleri olmazsa çalışanların çalışacağı ve gelir elde edeceği yer olmaz. O nedenle desteğin iki taraflı olması çok önemli.

    Alman toplumunun en büyük ekonomik travması, Birinci Dünya Savaşından sonra para basarak yaşadıkları hiper enflasyondur. Almanya, bugün bu krizden çıkabilmek için bağlı oldukları Avrupa Merkez Bankasının trilyonlarca Euro basmasını destekliyorsa oturup iki kez düşünmek gerekir.

    Yanıtla
  • Geri bildirim: 2020 Yılı ve Ötesi - Finans Borsa Endeks Para Ekonomi Hisse Senedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir